Diplomalı Girişimsizciler!


Dünya var olduğundan beri insanlar sürekli bir şeyler öğrenmekte ve hayatlarını bu öğrenimler üzerine şekillendirmektedirler. Dünyanın emekleme dönemine geçtiği zamanlarda insanlar sadece karın doyurmak ve hayatta kalabilmek için bir şeyler öğreniyorlardı. Zaman ilerledikçe bu durum kısmen değişti ve artık insanlar bilgiyi sadece hayatta kalabilmek amacıyla değil başkalarına da öğretmek amacıyla almaya başladılar. Dolayısıyla eğitimin önemi daha da arttı ve her birey daha fazla öğrenmek ve hayatta söz sahibi olabilmek amacıyla eğitim depolamaya başladı. İnsanlığın bu devasa teknolojik seviyeye gelmesindeki en büyük etken eğitim demek yanlış olmaz sanırım. 

Şüphesiz dünyada insana hayat veren en büyük şey eğitim. Fakat günümüzde bu eğitimi gerçek anlamıyla alabiliyor muyuz? Aldığımız eğitimler bize gerçekten yeterli mi? Yoksa üniversite diploması bizi en iyi yerlere getirir mi? Eğer bundan 20 yıl önce bu soruları kendimize ya da çevremize soruyor olsaydık kesinlikle sorulara evet cevabı alırdık, verirdik. Ama artık öyle değil. Ne aldığımız eğitimler bize yetiyor ne de aldığımız diplomalar...

Bugün ben dahil milyonlarca insan üniversite mezunu ancak bilgisini başkalarının menfaatleri için çok cuzi ücretlere harcıyor. Çevremizde çok kişilerden "ben patron olsam şöyle yaparım, böyle yaparım" dediğini duymuşuzdur. Peki neden adım atmadık? Adım atmamızı engelleyen tek şey gerçekten para mıydı? Bence kesinlikle hayır! Para bazı durumlarda sadece bir araçtır. Bilgiyle birleştikten sonra kıymeti anlaşılır. Yoksa o paranın nasıl gelip gittiğini anlayamaz insan...

Girişimcilik çok başka şey, bilgi paylaşmak çok başka şey. Öncelikle bunları birbirinden ayırmak gerekiyor. Bir çok Yüksek Lisanslı, Doktoralı mezunun patronları ilkokul mezunu olabiliyorlar. Bunu bazen okuyup işsiz kalanlar için hakaret mahiyetinde söyleyen çok kişi gördük. Hani çok kullanılan bir söz vardır; "Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?"... Ben bu konuda kesinlikle ikisi de bilir demek istiyorum. Çok gezen çok okuyan insan diye bir ayrım yapmak insanın doğasına aykırı bir kere... Ne yani gezmeyi sevmeyen insan bişey bilmiyor ya da okumayı sevmeyen insan cahil mi dememiz lazım? Parantez içerisinde şunu da belirtmek gerek çok gezmekten kasıt seyahat etmek değil gidilen yerlerin tarihini, kültürünü bilmektir. Okumaktan kasıt ise roman  okumak değil insana değer katacak şeyler okumaktır... Neyse konuya dönecek olursak; insanların çok farklı kişilikleri vardır. İnsanları kalıba sığdırmak, sen okudun çok para kazanman lazım demek en çok yaptığımız yanlışlardan birisidir. İnsanlığı sadece maddi menfaatler üzerinde şekillendirmek tam bir fiyaskodur. Ben yerinde duramayan, her ortamda özgüvenle konuşan, tuttuğunu koparan biriysem her türlü devasa fabrikaları kurar altımda mühendisler, mimarlar çalıştırabilirim. Ancak tam tersi bir kişiliğim var ise ekonomi, finans ve iş hayatındaki tüm detayları yutsam dahi elime altın tepside sunulan şirketleri ayakta tutamam. Bu çok yönlü ele alınması gereken bir durumdur. 

Tabi ki her üniversite mezunu başkasının yanında işçi olarak çalışmıyor. Öyle girişimci üniversite mezunları var ki insan imrenmiyor değil... Gerçekten eğitim ile girişimcilik birleştiğinde nasıl kurumsal şirketler kurulur bir çok örnekleri de vardır. Örneğin Uluslararası İlişkiler okumuş birisinin dış ticaret şirketi kurmasından daha nefis bişey olabilir mi? Eğer iki taraftaki kabiliyetini doğru şekilde kullanabilir bir de ülke ekonomisi güzel ise o şirketin parlayan yıldız olmasının önüne kimse geçemez...Düşünsenize şirketi kurmuşsunuz, önünüze ithalat, ihracat raporları geliyor ve siz bunları aldığınız eğitim sayesinde kolayca yorumlayabiliyor ve kararlarınızı daha kolaylıkla verebiliyorsunuz. 

Velhasıl her şeyde olduğu gibi insanlığın okuyup okumamasında da muhteşem bir denge vardır. Dolayısıyla diploması var diye bir insandan devasa bir fabrika beklememek lazım... Benim son yıllarda çok sık duyduğum diplomalı işsiz kavramı maalesef ülkemizde almış başını gidiyor. İşin detayına inmek gerekirse ciltler dolusu kitap yazmak zorunda kalırız. Ne milyarlarca dolar şirketler bilgisiz insanlarla ayakta durabilir, ne de ciltler dolusu bilgi yutmuş birisi tek başına milyarlarca dolarlık şirketleri ayakta tutabilir. ikisi arasında muhteşem bir denge vardır. Bu dengeye saygı duymak ve diplomalı işsizler için hakaretvari söylemler etmemek gerekir. Bunu Yüksek Lisans mezunu, uzun dönem işsizlik yaşamış biri olarak söylüyorum...

Vesselam...

Bu yazı daha önce kez okundu.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.