Çalışanlar İşverenden En Çok Ne İster?


Daha önce internet üzerinden yaptığım başvuru sonucunda mülakata davet edilmiş ve İnsan Kaynakları departmanından bir kişi ile görüşme gerçekleştirmiştim. Bu görüşmenin olumlu sonuçlandığı ve bir sonraki aşamanın bizzat Yönetim Kurulu Başkanı ile olacağını bildirmişlerdi. Bu duruma hem çok şaşırmış hem de çok heyecanlanmıştım. O gün gerçekleştirdiğim mülakat esnasında karşımdaki kişiye gerçek anlamda hayranlık duymuştum. Çünkü bu işi çok iyi bildiğini ve neden son aşamanın Yönetim Kurulu Başkanı ile yapıldığını o gün anlamıştım. Bana ne standart, alışılagelmiş sorular soruyor ne de yapacağım işten bahsediyordu. O gün bana çok anlamlı bir soru sormuştu. "Çalışanlar sence işverenden ne ister?" Evet basit ama cevabı zor bir soruydu. Kariyer, para, sosyal haklar ya da ikramiye isterlerdi diye düşünmüştüm. Yani maddi olanaklardan bahsetmiştim. Ancak sorunun cevabı ne para ne kariyerdi. Sorunun cevabı çok netti. O kadar inanarak ve içten söylemişti ki gerçekten bu şekilde düşünen işveren var mı diye kendime sormadan edemedim. Sorunun cevabı ise; "Her çalışan kendini değerli hissetmek ister..." Çok doğruydu. Para ve makam temel ihtiyaçlarımızı sağlayan şeydi. Çalışanları şirkete bağlayan şey para ve makam değildi. Bunun yüzlerce hatta binlerce örneğini iş hayatında görebiliriz. Bir çok çalışan iyi paralar kazanmalarına rağmen işlerinden memnun olmadıklarını, yöneticileri konusunda mecburi dostluklar kurduklarından bahsetmektedirler.

"Her çalışan kendini değerli hissetmek ister..." Evet altını sayfalarca doldurabileceğim bir cümleydi. İnsanlar yemek, içmek, barınmak ve eğlenmek için para kazanırlar. Bu insanlar eğer sadece parayla çalıştırılan, kendilerine değer verilmeyen kişiler ise daha çok para, daha yüksek makamlar veren yerleri illaki tercih edeceklerdir. Bu durum doğal olarak en fazla işvereni zora sokacak ve bu sirkülasyonlar arttıkça kalifiye işçi diye bir şey ortada kalmayacaktır. Son yıllarda "Bir günaydın bile demiyor ki..." cümlesini sıklıkla duymaya başladık ne yazık ki... Buradaki mesele kişinin günaydın deyip dememesi değildir elbette ki ancak bir günaydın bile insanı değerli hissettiren bir olgudur. Bir işi yap, et gibi emir cümleleri ile söylediğimiz sürece çalışanlarımızı şirkete bağlayamayız. Amacımız hem işverenin istediği işi bitirmek hem de bir aile enerjisi oluşturabilmektir. Aile kurumunda anne her ne kadar çocuğuna kızsa da çocuk evi terk edip gitmez. Çünkü çocuk bilir ki anne kızsa da oğlunu ya da kızını çok seviyor çok önemsiyordur. Çalışanlar içinde durum aynıdır aslında. Eğer yöneticiler çalışanlarına değer verebilirlerse, zaman zaman iş ortamında oluşan gerginlikler ya da tartışmalar neticesinde çalışanlar bu durumu olgunlukla karşılayabilecektir. Çalışana değer vermek aslında çok basit ve kolaydır. Çalışan hata yaptığında mümkün olduğunca suçlamadan ve hatanın telafi edilebileceği vurgulanarak, ona göre bir yaklaşım sergilenmelidir. Emin olun çalışan işverenden en çok değer görmek istiyor. Bugün dünyanın en büyük şirketlerini araştırırsanız çalışanlarına sunduğu sayısız sosyal imkanlar verdiklerine şahit olursunuz. Hatta bazı şirketler bu durumu dahada ileriye götürmüş, öğle uykusu uygulaması bile yapmaktadırlar. Bunlar işveren için maliyet olmasına karşın geri dönüşünün daha çok olacağına emin olduklarından dolayı maliyetleri görmezden gelebilmektedirler.

Günümüzde çalışanlar sadece maaş karşılığı çalışmaktan huzursuz olduklarını bir çok kez dile getirmişlerdir. İşveren çalışanlarına olan değerine sen çok iyisin, çok başarılısın diyerek çalışanı memnun edemez. Bunu fiilen göstermek zorundadır. Gerçekten böyle düşündüğü çalışanına sosyal imkanlar sağlayarak ona verdiği değeri gösterebilir. Bu durumda hem çalışan aldığı bu imkan sayesinde mutlu olur, işverende çalışanına sağladığı bu imkan sayesinde çalışan sirkülasyonunu en aza indirmiş olur. Kalifiye elemana sahip olmuş olur.

İşverenler her ne kadarda ne yapsak çalışanlarımızı mutlu edemiyoruz deselerde yukarıda anlattığımız durumları gözden geçirmeleri gerekir ve çalışanlarına değer verdiklerini fiilen göstermek zorundadırlar. Dünyanın neresinde şirket kurmuş olursanız olun eminim ki başarılı sonuçlar alacaksınızdır. 

Bu yazı daha önce kez okundu.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.