Telefon Teknolojisinin İcadı ve Gelişimi


İnsanlar yüzyıllarca uzak mesafelerle kolay iletişim kurabilecekleri yöntemleri arayıp durmuşlardır. Bunların en çok bilineni açık havada yakılan ateşler ve parlak aynalardır. Telefonun icadına zemin hazırlayan en önemli buluş Fransız Claude Chappe’nin 1793’te icat ettiği Telgraf’dır. Sonraki 40 yıl boyunca Telgraf sistemi gelişmiş ve telefon icat edilmiştir. 

Alexander Graham Bell, sağırlarla ilgili birçok çalışma yapmaktaydı. Bell, seslerin havadaki titreşimlerini merak etmiş ve tüm çalışmalarını bu alanda yapmaya başlamıştır. Yaptığı çalışmalar esnasında elektrik akımlarının konuşmalar sırasında oluşan titreşimleri andıracak biçimde değiştirilebileceğini bularak telefonun icadında ilk somut çalışmayı ortaya koymuş oldu. Alexander Graham Bell, 1876 yılında konuşmaları teller aracılığıyla iletmeyi sağlayan telefonu bu şekilde icat etmiş oldu. 

Hemen hemen her gün onlarca kez kullandığımız “Alo” kelimesi ise Alexander Graham Bell’ in sevgilisinin isminin kısaltılmış halidir. Sevgilisinin tam adı “Alessandra Lolita Oswaldo” dur. Bell, telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmiş. Ve defalarca kez yaptığı denemelerde sevgilisinin tam adını söylemekte zorluk çekince kısaltarak “Alo” kelimesini kullanmaya başlamıştır. Fakat sevgilisi Bell’ in bitmek bilmeyen deneylerinden sıkılmış ve onu terk etmiştir. 

Alexander Graham Bell, 9 Mart 1876 tarihinde telefonun patentini aldı. Telefonla yapılan ilk görüşme 10 Mart 1876 tarihinde Boston’da yapılmıştır. Bell, yardımcısını arayarak “Buraya gel Watson, sana ihtiyacım var” diyerek ilk telefon görüşmesini yapmıştır. 

Cep Telefonu

Cep telefonunun mucidi o dönemde Motorola’da mühendis olarak çalışan Martin Cooper’dır. 1973 yılında ilk cep telefonunu geliştirmiştir. İlk cep telefonu 1 kg’dan fazla ağırlıktaydı ve tam dolu batarya ile 20 dakikalık bir görüşme yapılabiliyordu. Martin Cooper yıllar sonra bu telefon için “Telefonun uzun süre elde tutulmaması açısından iyiydi.” demiştir. 

Motorola bu gelişmeden sonra 10 yıl boyunca yaklaşık 100 milyon dolardan fazla harcama yaparak 1983 yılında Dynatac 8000x modelini piyasaya sundu. 3.995 dolardan satışa sunulan cep telefonu 800 gram ağırlığında 300 mm x 44 mm x 89 mm boyutlarındaydı. Sadece LED göstergesi bulunan telefonun ekranı yoktu. Telefonun boyutlarının dışında en kötü özelliği 15 cm’ye varan anteni bulunmasıydı.1989 yılına gelene kadar Motorola, bu cep telefonu geliştirmek için yoğun çaba harcadı. Sonuç olarak anteni küçülmese de boyutları ve ağırlığı neredeyse yarı yarıya düşen MicroTAC 9800X modeli satışa sunuldu. Bu modelin en büyük özelliği tuş takımının üzerinde kapak yer almasıydı. Kapaklı ilk telefon da böylece 1989 yılında üretilmiş oldu. MicroTAC 9800X’in 8 karakter gösterebilen LED ekranı vardı. Sadece iki telefon olduğundan bu telefon dünyanın en hafif ve en küçük telefonu olarak tanıtılıyordu. Bataryalar çok ağır ve güçsüzdü.

O dönemde telefonlar için Nikel Kadmiyum batarya kullanılıyordu. Bu batarya telefonun ağırlığını artırıyor, çok fazla ısınma yapıyor ve zehirli bir maddeden üretildiği için kullanıcılar tarafından tehlike oluşturuyordu. Ayrıca pil tamamen boşalmadan şarj edilemiyordu. İkinci bir batarya satın alamayacağınız için kullanıcılar bu tür konulara azami şekilde dikkat etmek durumundaydı. 

1992 yılına gelindiğinde artık normal olarak tanımlayabileceğimiz telefonlar üretilmeye başlandı. Artık bu alanda sadece Motorola yoktu. 1992 yılının 10 Kasım günü Nokia 1011 isimli ilk cep telefonu modelini piyasaya sundu. 195 mm x 60 mm x 45 mm boyutlara ve 475 gram ağırlığa sahip olan telefon Motorola’nın mevcut iki modelinden de daha küçük ve hafifti. 2 satırlı renksiz bir ekranı vardı ve 99 kişiyi rehberine kayıt edebiliyordu. Nokia 1011’in en büyük özelliği anteninin küçük olması idi. Telefon görüşmesi yapılacağı zaman anten uzatılabiliyordu.

Aynı yıl Motorola’da Bag Phone isimli bir telefon çıkardı. Batarya konusunda kullanıcılarını mağdur etmemek için uğraşan Motorola, boyut konusunda Nokia’nın çok gerisinde kalmıştı. Çanta içerisindeki pil ile uzun süre telefon görüşmesi yapılabiliyordu fakat telefon çantadan ayrı kullanılamıyordu. Telefonun anteni ise çanta üzerinde olmasına karşılık Nokia 1011, Motorola Bag Phone’dan oldukça küçüktü. 

Bu iki telefonun çıkmasının ardından tam 1 yıl sonra IBM dünyanın ilk smartphone’u sayılan Simon isimli cihazı tanıttı. Cihazın tasarımı Motorola’nın ilk cep telefonuna benziyordu. Fakat o devre göre çok şaşırtıcı özelliklere sahipti. Telefon özelliğinin yanında cep bilgisayarı olarak adlandırılan Simon, faks ve çağrı cihazı özelliklerine sahipti. Cihaz tanıtıldıktan 2 yıl sonra 899 dolara satılmaya başlandı. Dokunmatik ekranı ve özel kalemi ile bugünkü akıllı telefonların temeli atılmıştı. Simon, ilk defa takvim, elektronik posta, ajanda, dünya saatleri, not defteri, oyunlar gibi uygulamaları barındıran bir telefon oluyordu. Metin tahmin edebilen yazılımı onu devrin en şaşırtıcı telefonu yapmıştı. 

1996 yılında tanıtılan ve NEC tarafından üretilen Mova N103 Hyper, özelleştirilebilir zil seçeneği olan ilk telefon oldu. Bu mevcut telefonlar içerisinde bulunmayan bir özellikti. Bu tarihten sonra üretilen tüm cihazlarda bu özellik standart hale geldi.

1997 yılında üstün Alman teknolojisine sahip Siemens dünyanın ilk renkli ekranlı telefonunu tanıttı: Siemens S10. Ekran kalitesi çok iyi olmasa da diğer telefonlara göre değişik renklerde menüye sahip olması telefonun farkını ortaya koyuyordu. Fakat tasarım konusunda hâlâ beklenen seviyede değildi telefonlar. Ayrıca pil konusunda da ciddi derecede sıkıntılar mevcuttu. 

1999 yılına gelindiğinde Nokia kendisini uzun süre dünya lideri yapacak olan 8810 isimli cep telefonunu tanıttı. Bu telefon daha önceki modellerle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve hafifti. Sürgülü bir kapağa sahip telefonun en büyük özelliği antensiz olmasıydı. Sadece bu özellik ile Nokia dünya çapında dikkat çekti. 8810 kullanıcılarını şimdi bile görmek mümkün. Telefonun tasarımı hâlâ etkileyici.

“Dünyada ilk” özelliğine sahip telefonlar çıkarken batarya konusunda da büyük bir gelişme yaşandı. Nikel bataryaların piyasaya çıkması ile önceki seride kullanılan zehirli maddeler geride kaldı. Nikel bataryalar aynı zamanda daha ince ve hafifti. Böylece telefonlarında daha küçük yapılmasına imkân sağladı. Bataryanın küçülmesi her zaman telefonların gelişimini olumlu yönde etkiledi. Şimdi bile bir telefonun en çok yer kaplayan donanımı bataryası.

1999 yılında cep telefonuna akla gelen her özellik eklenmeye başlandı. Bu yıl “ilklerin yılı” olarak mobil teknoloji tarihine damgasını vurdu. Nokia’nın bir başka tasarım harikası telefonu 3210 tüm dünyada 160 milyon adet satış rakamına ulaştı. Benefon Esc modeli GPS özelliğine sahip ilk telefon olarak karşımıza çıktı. Aynı yıl Samsung SPH-M100 Uproar ile cep telefonunda müzik çalar özelliği ekledi ve MP3 telefonlara giriş yaptı. Yine 1999 yılında ve efsane telefonlardan biri olan Nokia 7110, internete bağlanabilen ilk telefon oldu. WAP sitelerine giren telefon ile e-posta alıp gönderebiliyordunuz. 7110 tasarımı ve özellikleri ile birçok kişiyi hastalık derecesinde kendisine bağlamıştır. Telefonun kontrolünü sağlayan yüzük kullanımı kolaylaştırmıştır. 

2000 yılına gelindiğinde sektöre giren firmalar artık gövde gösterisi yapıyorlardı. Bu dönemde telefonlara kamera özelliği eklendi. Sharp J-SH04 modeli ile cep telefonunda kamera dönemini açtı. Telefon 0.1 MP çözünürlüğünde fotoğraflar çekebiliyordu. O dönemdeki ekranlarda fazla gelişmemiş olduğu için çektiğiniz fotoğrafları telefon ekranından seçmek çok da kolay değildi. 

2001 yılında Ericsson Bluetooth özelliğine sahip ilk telefon T39 ile dikkatleri üzerine çekti. Bluetooth içerik paylaşımı konusunda kullanıcıları kablo derdinden kurtarıyordu. İnsanlar en sevdikleri zil seslerini ve duvar kâğıtlarını artık Bluetooth ile paylaşabileceklerdi. Bluetooth özelliği çıktıktan sonra telefonlarda bir standart haline geldi.

2004 yılında Motorola tasarım konusunda telefonları bir adım daha öne taşıyan ince ve kapaklı modeli RAZR’yi tanıttı. Bu telefon tüm dünyada 50 milyon adet sattı. Aynı yıl Motorola A845 modeli ile görüntülü görüşme ve hızlı internet telefonlara girmiş oldu. A845’in ön yüzünde bulunan kamera artık insanların birbirlerini görerek konuşmalarını sağlıyordu. İlk zamanlar çok büyük heyecan uyandırsa da bu özellik hiçbir zaman telefonlarda çok fazla kullanılmadı. 

2004 yılında batarya konusunda yine büyük bir ilerleme kaydedildi. Lityum-ion bataryalar telefonlar için artık çok uzun bekleme ve görüşme süreleri sunar hale geldi. Önceki telefonlarda yapılan 8-9 saat şarj karşılığı 1 saat konuşma süresi, 1-2 saat şarj karşılığı 7-8 saat konuşma süresine dönüştü. Tabi 2004 yılında telefonlar genelde küçük ekranlı, mobil internet ve GPS gibi çok fazla enerji harcayan özelliklere sahip olmadığından bekleme ve konuşma süreleri şimdiki akıllı telefonlara göre çok iyiydi. 

2005 yılında Palm Treo 700w modelini piyasaya sundu. Bu telefon Palm’ın kendi işletim sistemine sahipti. Telefonun ofis belgelerini açabilmesi o zaman için çok büyük bir olaydı. Sonrasında Palm arka arkaya benzer modeller üretti ve iş telefonu kategorisinde birçok cihaz sundu piyasaya. Telefonun QWERTY klavyeye sahip olması o zamanlar için “sadece iş adamları kullanabilir” algısı oluştursa da şimdilerde herkesin QWERTY klavye tercih ettiğini görüyoruz. 

2007 yılına gelindiğinde piyasadaki mevcut telefon üreticileri Apple’ı fazla ciddiye almadılar. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının göstergesi olarak Apple ilk modeli olan iPhone’u piyasaya sundu. Bu telefon tüm dünyada öyle etkili oldu ki diğer firmaların Apple’a yetişebilmesi en az 2-3 yıllarını aldı. İlk model iPhone birçok özellikten yoksun olsa da, tamamen dokunmatik ekran oluşu, oyun, e-posta, internet gibi ihtiyaçları barındırması, diğer telefonlarla karşılaştırılamayacak kadar hızlı çalışması ve o zamanlar sadece Apple’ın kullanabildiği multi-touch özelliğine sahip olması onu bir numara yapmaya yetti. 2007 yılı mobil teknoloji için, telefonun icadı kadar önemli bir yıl oldu. Apple, iPhone için uygulama mağazası açarak telefon dışında daha kazançlı bir gelir kapısı elde etti. Apple bunları yapana kadar hiç kimsenin aklında böyle şeyler yoktu. 

2010 yılında ilk akıllı uydu telefonu TerreStar Genus piyasaya sunuldu. 2010 yılına kadar birçok uydu telefonu yapılmıştı fakat telefonların antenleri ilk cep telefonun boyu kadar vardı. Bu model ise antensiz ve birçok iş fonksiyonlarını barındırıyordu. 2007 yılında Apple’ın mobil teknoloji dünyasında yaşattığı deprem diğer firmaların tüm planlarını altüst etmiş ve herkes tüm gücü ile Apple ile savaşır olmuştu. 

2011 yılı ise başından sonuna kadar heyecanlı geçen bir yıl oldu. Apple iPhone 4S ile yine adeta şov yaptı. Telefonun çift çekirdekli A5 işlemcisi, bir önceki modele göre 2 kat daha hız kazandırdı. Çift antene sahip olması yine ilkler arasında. HTC EVO 4G ile dünyanın ilk 4G telefonunu tanıttı. Android işletim sistemine sahip cihaz oldukça da hızlı. 3D’nin önce sinemalara, ardından televizyonlara girmesi ile birlikte çok geçmeden dünyanın ilk 3D cep telefonu LG Optimus 3D piyasaya sunuldu. Telefon çift kameraya sahip ve 3 boyutlu görüntü kaydedebiliyor. Ayrıca bu görüntüleri telefonun ekranından herhangi bir gözlüğe gerek kalmadan izleyebiliyorsunuz.

Türkiye’de Telefon Teknolojisinin Tarihçesi

Türkiye'de telekomünikasyonun sektörünün tarihi Osmanlı döneminde, 23 Ekim 1840 tarihinde Sultan Abdülmecit tarafından Postahane-i Amirane’nin kurulması ile başlamaktadır. Telgraf Nezaretinin 1855 yılında kurulmasından sonra 1871'de Posta ve Telgraf nezaretleri birleştirilerek, Posta ve Telgraf Nezaretine dönüştürülmüştür. Telefon hizmeti ise ilk olarak, Temmuz 1881'de İstanbul Soğuk Çeşme’deki Posta ve Telgraf Nezareti binasıyla Yeni Cami'deki postane arasına çekilen tek telli bir telefon ile verilmiştir.

Türkiye'de ilk telefon sistemi İstanbul'da, 1911 yılında American Western Electric şirketine tanınan 30 yıllık bir imtiyaz karşılığında, bu şirket adına faaliyet göstermek amacıyla oluşturulan Dersaadet Telefon Anonim Şirketi tarafından kurulmuştur. I. Dünya Savaşı sırasında devlet tarafından el konulan şirket, 1935'e kadar İstanbul ve civarında telefon hizmetlerini sağlamaya devam etmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra da 1.936.800.000 İngiliz Lirası bedeli ile satın alınmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde ise, 1924 Telgraf ve Telefon Kanunu ile Osmanlı devletinden devralınan ve özel şirketler eliyle yürütülen telgraf ve telefon iletişimi yeniden düzenlenmiştir. Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresi (PTT) 1936'da kurulmuş ve ülke çapında telekomünikasyon hizmetlerini sağlamakla görevlendirilmiştir. PTT İdaresi,1939'da Ulaştırma Bakanlığına bağlanmış, 1953 yılında iktisadi devlet teşekkülü olarak yeniden yapılandırılmıştır.

1983 yılında işbaşına gelen hüküm ekonomik model ve devletin ekonomideki ağırlığının azaltılması politikası çerçevesinde, kamu kesiminin imalat sanayi yatırımları kısılmış, haberleşme, enerji ve ulaştırma gibi altyapı yatırımlarına ağırlık verilmiştir.

Bu dönemde hız kazanan altyapı yatırımları çerçevesinde, özellikle telekomünikasyon sektöründe büyük gelişmeler yaşanmış Turgut Özal döneminde Türkiye, ITU üyesi Avrupa ülkeleri arasında ana hat sayısı artışında en yüksek gelişme hızını gösteren ülke olmuştur.

Türkiye'nin milletler arası telefon santrali İstanbul'daki Tahtakale Telefon Santralıdır. Bu santralin diğer milletler arası telefon santralleriyle irtibatı 1985 yılı itibariyle altı yoldan olmaktadır. Bunlar:

1. Edirne (Bulgaristan) hattı,
2. İzmir (Yunanistan) hattı,
3. Antalya (İtalya) hattı,
4. İskenderun (Suriye) hattı,
5. Diyarbakır (Irak) hattı,
6. Ankara (Rusya)hattı.

Bu yazı daha önce kez okundu.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.