Seçim ve Saygı


Seçimlere günler kala bende ufaktan bir şeyler karalayayım istedim. Yazacaklarım kesinlikle hiç bir partiye yada gruba yönelik değil, seçimin adil ve huzur içerisinde geçmesi için gerekli olan kurallardır. Haşa kesinlikle kendimi Yüksek Seçim Kurulu yerine koymuyorum sadece sıradan bir vatandaş olarak gözlemlediğim seçim çalışmalarını ve halkın seçim nabzını yorumlamaya çalışıyorum.

Ülkemiz bir çok seçime girmiş ve her seçim siyasetçilerin deyimiyle "Tarihi bir seçim" olarak nitelendirilmiştir. Aslında fiilen bakıldığında da öyledir. Çünkü değişecek olan hükümet ya da devam edecek olan hükümet belki de ülkenin geleceğini iyi ya da kötü yönde etkileyecektir. Bu yüzden her seçimin "Tarihi" olarak nitelendirilmesi pek de yadırganacak bir durum değildir. Bazen biri gelir ülkenin tarihinde dönüm noktası olabilir. 

Dünyada her gelişen ve değişen şey gibi siyasette tamamen şekil değiştirmiş, seçimlerde oy toplamak için daha şarkı, reklam, afiş, video ve sosyal medya gibi modern yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Bu modern yöntemler siyasetçiler arasında daha çok rekabete sebep olmuştur. Bu rekabet ise insanları bile bezdirecek duruma gelmiştir. Siyaset öyle bir sistem olmalıdır ki kişilere ya da kurumlara bağlı olmadan kendi yapısında ilerlemelidir. Yani seçimlerden çok sistemin işleyebilirliği daha önemlidir. Bugün oy verilen parti sistemi yönlendiren değil sisteme dahil olan yapıda olmalıdır. Sistemden kasıt yasalar değil yasaları yapanların belli bir yapıda çalışmasıdır. Örneğin; Nisan 2010 yılında Belçika'da hükümet istifa etmiş ve bu istifanın ardından ülke tam 1.5 yıl geçici hükümet ile yönetilmiştir. Bu dönemde ne bir kaos, ne bir karmaşıklık ne de bir ekonomik kriz yaşanmamıştır. Bütün ülke normal işleyişinde devam etmiş ve 1.5 yıl sonra yeni hükümet kurulmuştur. Siteme dahil olmaktan kastım işte tam olarak bu. Yani siyasetçiler ve ülke halkı sadece hükümete bağlı kalırlarsa bir çok sorunla karşı karşıya kalırlar. Ancak sisteme bağlı kalınırsa Belçika örneğinde olduğu gibi her şey yolunda gider ve 1.5 yıl gibi uzun süre bile olsa ülke çok zarar görmez.

Ülkemizde seçim denilince adeta ülke olarak çok farklı bir havaya giriyoruz. Türk milleti olarak belki de en büyük hatamız da bu. Herkes fikrini söyleyerek ve gerektiğinde gerekli tartışma kurallarını aşmadan da tartışmalıdır. Bazen sosyal medyada öyle şeylerle karşılaşıyorum ki hayret etmemek mümkün değil. Adeta ülke olarak psikolojisi bozulmuş gibi davranıyoruz. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış ve kimse kimsenin fikrine saygı duymamaya başlamış. Bunu sakın A partisi, B partisi olarak yorumlamayın. Bugün ülkemizde bulunan neredeyse tüm partiler aynı hatayı yapmakta ve bizim gibi halkı maalesef sürü psikolojisine sokmaktadırlar. Bugün bir kişi televizyonlarda sadece kendi partisini izliyor ama A partisini, B partisini, C partisini ve diğer partileri izlemiyor ve dinlemiyorsa gözüne perde çekilmiş körü körüne partisine oy veriyor demektir. Evet gerçekten onun partisi iyi olabilir ancak ne olursa olsun gerçek akıl kullanmak karşı tarafın düşüncelerini de bilmekten geçer. Maalesef bugün ülke olarak benliğimizi kaybetmiş ve çocuklarımıza haber izletemeyecek vaziyete gelmiş durumdayız.

Son olarak şunu söyleyerek bu yazıyı tamamlamak istiyorum; biz bir milletiz. Bu coğrafyada yıllarca kardeş gibi yaşamış ve yaşamaya da devam etmekteyiz. Bu kardeşliğimize zarar gelmemesi için siyasetçilerden çok bizlere görev düşmektedir. Bu ülkeyi sadece siyasetçiler değil halkta yönetmektedir. Biz ne kadar birbirimize sahip çıkar, ne kadar bir olursak bu seçim o kadar hayırlı olur. 

Bu yazı daha önce kez okundu.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.