İnsan Kaynakları Nedir?


2000'li yıllarda insanlara "İnsan Kaynakları" diye bir meslek adı söylenince kimse bir şey anlamaz, o ne der gibi suratınıza bakardı. Bu yıllardan itibaren bu tanım önce "Personel" sonra da "İnsan Kaynakları" ve günümüzde bazı şirketlerde de "İnsan Kıymetleri" olarak anılmaktadır. Bu meslek ile alakalı üniversitelerde bölümler açılmış ve bu mesleğe yönelim hayli artmıştır. Peki bu "İnsan Kaynakları" nedir, ne iş yapar ve herkes bu işi yapabilir mi?

Her meslekte olduğu gibi bu mesleğin de hem cezbedici hem de bezdirici yanları vardır. Öncelikle bu mesleği yapmak isteyen kişi kesinlikle insanlarla iletişimini doğru kurabilen ve bu mesleğin gerektirdiği yasa ve mevzuatlara hakim olan bir kişiliğe sahip olması gerekir. Bu özellikleri taşımayan bir kişi işinde çok mutsuz olacağı gibi hem şirkete hem de çalışanlara ciddi zarar verebilecek olaylarla karşılaşabilir. Günümüz gençleri bu mesleğe çok ilgi duymakta ve üniversitede bu bölümü okumamış olsa bile İnsan Kaynakları yönetimi kurslarından sertifikalar almakta ve bu mesleği yapmaya çalışmaktadırlar. Gel gelelim ki iş arayanların, çalışanların ve hatta patronların bile büyük bir kısmı İnsan Kaynakları departmanını gereksiz görmekte, rahatsızlıklarını sürekli dile getirmektedirler. Bunda her ne kadar eleştiri yapanların global düşünmemesini dile getirsek de maalesef en büyük hata yine İnsan Kaynakları çalışanlarının kendilerindedir.

İnsan Kaynakları departmanının konum itibariyle patronlara yakın ve aynı zamanda işletmenin en üst yöneticisi gibi görünmesi bu mesleği icra edenlerde maalesef çok fazla olumsuz durumlara yol açmaktadır. Kendilerini tek yetkili görmekte ve davranışları zamanla umursamaz denilebilecek düzeye gelmektedir. Bu özeleştiriyi yaparken kesinlikle bu meslekte olan herkesi hedef almıyorum. Sözlerim satırlarımın arasında da dediğim gibi kendisini işletmenin en üst yöneticisi gibi görenleredir...

Bu mesleğin amacı patron ile işçi arasında köprü olmak ve işçinin en iyi şartlarda çalışması amacıyla uygun ortamı ve koşulları sağlamaktır. Bir kişinin iş başvuru formunu doldurduğu andan itibaren İK çalışanlarının görevleri başlar. İK çalışanları bu başvuru formunu iyi analiz ederek sümen altı etmek yerine belli notları kendilerine alarak sistemlerine kayıt etmeleri ve daha sonrada objektif değerlendirmeleri gerekir. İnsanlara değer vermeleri ve onların ümitlerini, maddi manevi zorluklarını objektif değerlendirmeleri gerekir. İşe alımda kişinin yetkinlikleri tabi ki en önemli unsurdur. Dolayısıyla bu mesleği icra etmek için mümkün olduğunca doğru sentezleme yapmak gerekir.

İK çalışanları sadece işe alım veya işten çıkış işlemlerini gerçekleştirmez. Aynı zamanda yasanın gerektirdiği tüm SGK ve İŞKUR mevzuatlarına uymak ve yönetimi bu konuda bilgilendirmesi gerekir. Maaşların dengeli ve tatmin edici düzeyde olması için raporlama yetisine sahip olması gerekir. Bir kişinin maaşından tazminatına kadar her türlü bordro işlemlerini, SGK maliyetlerinin hesaplamalarını yapabilmesi gerekir. Çalışanların tüm dertlerini dinlemesi, yeri geldiğinde de onlara rehberlik etmesi gerekir. Verilecek eğitimleri iyi planlamalı, eğitim verildikten sonra da eğitimin ne kadar yararlı olduğunu belirlemek amacıyla geri dönüşlerle raporlama yapması gerekir. Zaman zaman çalışanların motivasyonlarını yüksek tutmak amacıyla gezi, piknik, spor aktivitileri ve turnuvalar düzenlemesi hem çalışanları hem yönetimi memnun edecektir.
Bu alanda binlerce makale yazılmış ve daha da yazılabilir. Ben sadece üstün körü öz eleştiri yaparak konunun üzerinden geçmek istedim. Zaman zaman bu mesleğin detaylarını paylaşmaya gayret edeceğim. Umarım yararlı bir yazı olmuştur.

Bu yazı daha önce kez okundu.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.